Bağımlılık ve Korunma Yolları
.png)
Psikoaktif maddeler; kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin işleyişini etkileyerek kişinin algısında, duygu durumunda, düşüncelerinde, davranışlarında veya bilinç düzeyinde değişiklik oluşturabilen maddelerdir. Alkol, nikotin, kenevir ürünleri, uyarıcı maddeler, opioidler, sakinleştirici ve uyku verici ilaçlar ile halüsinojen maddeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bir maddenin yasal olması, reçeteyle verilmesi veya toplumda yaygın biçimde kullanılması onun risksiz olduğu anlamına gelmez. Alkol, tütün ürünleri ve bazı reçeteli ilaçlar da uygun olmayan biçimde kullanıldığında fiziksel, psikolojik ve sosyal zararlara yol açabilir.
Madde kullanımıyla ilişkili riskler; kullanılan maddenin türüne, miktarına, kullanım sıklığına, kullanım biçimine, farklı maddelerin birlikte kullanılıp kullanılmadığına, kişinin yaşına, fiziksel ve ruhsal sağlık durumuna ve kullanımın gerçekleştiği koşullara göre değişmektedir.
Madde Kullanımı ile Bağımlılık Aynı Şey midir?
Her madde kullanımı bağımlılık anlamına gelmez. Bununla birlikte herhangi bir madde kullanımı tamamen risksiz kabul edilmemelidir. Kullanımın seyri kişiden kişiye değişebilir ve bazı kişilerde zaman içerisinde daha sık, yoğun ve kontrol edilmesi güç bir örüntü gelişebilir.
Madde kullanımı genel olarak aşağıdaki biçimlerde ele alınabilir:
Deneme Amaçlı Kullanım
Kişinin merak, arkadaş etkisi, yeni bir deneyim yaşama isteği veya belirli bir ortama uyum sağlama amacıyla bir maddeyi bir ya da birkaç kez kullanmasıdır.
Deneme amaçlı kullanım bağımlılık geliştiği anlamına gelmez. Ancak kullanılan maddenin içeriğinin bilinmemesi, beklenmedik doz, zehirlenme, kaza, bilinç kaybı veya tekrar kullanım riski nedeniyle güvenli olarak değerlendirilmemelidir.
Sosyal veya Aralıklı Kullanım
Maddenin belirli sosyal ortamlarda veya zaman aralıklarında kullanılmasıdır. Kullanımın yalnızca bazı ortamlarda gerçekleşmesi, zararsız olduğu anlamına gelmez. Aralıklı kullanımda da kaza, zehirlenme, dürtüsel davranış, akademik sorun veya riskli cinsel davranış gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir.
Riskli veya Zararlı Kullanım
Maddenin kişinin fiziksel ya da ruhsal sağlığına zarar verecek, güvenliğini tehlikeye atacak veya akademik, sosyal ve mesleki yaşamında sorun oluşturacak biçimde kullanılmasıdır.
Örneğin:
• Madde etkisindeyken araç kullanmak,
• Maddeleri birlikte kullanmak,
• Reçeteli bir ilacı hekim önerisi dışında almak,
• Maddenin etkisi altında sınava veya derse girmek,
• Madde nedeniyle sorumlulukları aksatmak,
• Sağlık sorunları ortaya çıktığı hâlde kullanmaya devam etmek
riskli veya zararlı kullanım kapsamında değerlendirilebilir.
Madde Kullanım Bozukluğu
Madde kullanım bozukluğu, kişinin madde kullanımını kontrol etmekte zorlandığı ve kullanımın sağlık, ilişkiler, eğitim, iş veya günlük yaşam üzerinde belirgin sorunlara yol açtığı bir durumdur.
Madde kullanım bozukluğu hafif, orta veya ağır düzeylerde görülebilir. “Bağımlılık” sözcüğü günlük ve klinik kullanımda çoğunlukla bu tablonun daha ağır ve süreğen biçimlerini ifade etmek için kullanılmaktadır.
Tanı, yalnızca kullanılan maddenin miktarına bakılarak konulmaz. Kullanım üzerindeki kontrol kaybı, olumsuz sonuçlara rağmen devam etme, yaşamın madde çevresinde düzenlenmesi ve işlev kaybı gibi birçok unsur birlikte değerlendirilir.
Bağımlılık Nedir?
Bağımlılık; kişinin madde kullanımını azaltmak veya bırakmak istemesine rağmen bunda güçlük yaşaması, kullanımı üzerindeki kontrolünün azalması ve ortaya çıkan zararlara rağmen kullanmaya devam etmesiyle ilişkili, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur.
Bağımlılık yalnızca “irade eksikliği”, “zayıf karakter” veya “yanlış tercih” ile açıklanamaz. Biyolojik yatkınlık, beynin ödül ve öğrenme sistemleri, kişinin gelişimsel özellikleri, ruhsal sağlık durumu, aile ve arkadaş çevresi, yaşam deneyimleri ve kullanılan maddenin özellikleri birbiriyle etkileşim içinde bağımlılık riskini etkileyebilir.
Bu nedenle bağımlılık yaşayan kişileri suçlayan, aşağılayan veya etiketleyen bir dil kullanmak doğru değildir. Damgalanma, kişinin yaşadığı sorunu gizlemesine ve yardım aramayı ertelemesine yol açabilir.
“Kişi bağımlıdır” gibi bireyi bütünüyle sorun üzerinden tanımlayan ifadeler yerine “madde kullanım bozukluğu yaşayan kişi” veya “madde kullanımıyla ilgili desteğe ihtiyaç duyan kişi” gibi insanı önceleyen ifadeler tercih edilmelidir.
Madde Kullanımı Neden Başlayabilir?
Madde kullanımının başlaması veya sürdürülmesi tek bir nedene bağlı değildir. Her kişinin yaşam öyküsü ve koşulları farklıdır.
Madde kullanımına yönelmeyi etkileyebilecek bazı durumlar şunlardır:
• Merak ve yeni bir deneyim yaşama isteği,
• Arkadaş grubuna uyum sağlama çabası,
• Akran baskısı,
• Kabul edilme ve ait olma ihtiyacı,
• Yoğun stresle baş etme isteği,
• Kaygı, çökkünlük, yalnızlık veya öfke gibi duyguları azaltma çabası,
• Travmatik yaşantılar,
• Uyku sorunları,
• Akademik performansı artıracağına ilişkin yanlış inanışlar,
• Enerjik veya daha sosyal hissetme isteği,
• Aile veya yakın çevrede madde kullanımının bulunması,
• Maddelere kolay ulaşılabilmesi,
• Maddenin zararlarının küçümsenmesi,
• Risk alma eğilimi,
• Dürtü kontrolünde güçlük,
• Ruhsal veya fiziksel bir sorunu kendi kendine tedavi etmeye çalışma.
Bu etkenlerden birinin bulunması kişinin mutlaka madde kullanacağı veya bağımlılık geliştireceği anlamına gelmez. Benzer biçimde madde kullanan herkesin aynı geçmişe veya aynı risk etkenlerine sahip olduğu varsayılmamalıdır.
Bağımlılık Riskini Etkileyen Etkenler
Bağımlılık gelişimi biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin etkileşimiyle ilişkilidir.
Bireysel Etkenler
• Erken yaşta madde kullanmaya başlama,
• Dürtüsellik ve yoğun risk alma davranışları,
• Stresle baş etme becerilerinin sınırlı olması,
• Kaygı, depresyon veya travma belirtileri,
• Dikkat ve davranış düzenleme güçlükleri,
• Kendini yalnız veya dışlanmış hissetme,
• Maddenin zararlarını düşük algılama.
Aile ve Sosyal Çevreyle İlgili Etkenler
• Aile içinde yoğun çatışma,
• İhmal veya şiddet yaşantıları,
• Yakın çevrede madde kullanımının yaygın olması,
• Akran baskısı,
• Destekleyici ilişkilerin sınırlı olması,
• Madde kullanımını normalleştiren sosyal ortamlar,
• Maddeye kolay erişim.
Çevresel ve Toplumsal Etkenler
• Ekonomik ve sosyal güçlükler,
• Şiddet ve travmaya maruz kalma,
• Eğitim ve sosyal destek olanaklarının yetersizliği,
• Madde kullanımını özendiren veya risklerini küçümseyen mesajlar,
• Sağlık ve danışmanlık hizmetlerine ulaşmada güçlük.
Risk etkenleri kader değildir. Destekleyici aile ve arkadaş ilişkileri, problem çözme becerileri, güvenli okul ortamı, sosyal aidiyet, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve erken yardım alma gibi koruyucu etkenler riski azaltabilir.
Madde Kullanım Bozukluğunun Olası Belirtileri
Madde kullanımıyla ilgili sorunlar kişiden kişiye farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşağıdaki belirtilerden birinin görülmesi tek başına bağımlılık tanısı koymak için yeterli değildir. Belirtilerin süresi, yoğunluğu ve günlük yaşama etkisi uzman tarafından değerlendirilmelidir.
Kullanım Üzerinde Kontrolün Azalması
• Planlanandan daha fazla miktarda veya daha uzun süre kullanma,
• Kullanımı azaltmak ya da bırakmak istemesine rağmen bunu başaramama,
• Maddeyi elde etmek, kullanmak veya etkisinden kurtulmak için uzun zaman harcama,
• Madde kullanmaya yönelik yoğun istek duyma.
Günlük Yaşamın Etkilenmesi
• Dersleri, sınavları veya ödevleri aksatma,
• İş ya da aile sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanma,
• Arkadaşlık ve aile ilişkilerinde çatışmalar yaşama,
• Daha önce önem verilen etkinliklerden uzaklaşma,
• Zamanın giderek daha büyük bir bölümünü madde kullanımı çevresinde düzenleme,
• Maddi sorunların ortaya çıkması.
Riskli Kullanım ve Zarara Rağmen Devam Etme
• Madde etkisindeyken araç kullanma,
• Tehlikeli ortamlarda bulunma,
• Fiziksel veya ruhsal bir sorun ortaya çıktığı hâlde kullanmaya devam etme,
• Maddenin ilişkilerde sorun oluşturduğunu bilmesine rağmen kullanımı sürdürme,
• Birlikte kullanılması tehlikeli olan maddeleri veya ilaçları karıştırma.
Tolerans
Kişinin daha önce belirli bir etki elde ettiği miktarın zamanla yetersiz kalması ve aynı etkiyi elde edebilmek için daha fazla madde kullanma ihtiyacı duymasıdır.
Toleransın gelişmesi, her durumda tek başına bağımlılık anlamına gelmez. Bazı ilaçlar tıbbi gözetim altında kullanılırken de tolerans gelişebilir. Bu nedenle durumun kullanımın bütünü içinde değerlendirilmesi gerekir.
Yoksunluk
Maddenin azaltılması veya bırakılması sonrasında fiziksel ya da psikolojik belirtilerin ortaya çıkmasıdır. Bu belirtiler maddenin türüne göre değişebilir.
Yoksunluk belirtileri arasında:
• Huzursuzluk,
• Kaygı,
• Terleme,
• Titreme,
• Uyku sorunları,
• Bulantı,
• Ağrı,
• Duygudurum değişiklikleri,
• Yoğun madde kullanma isteği yer alabilir.
Bazı maddelerin, özellikle yoğun alkol veya bazı sakinleştirici ilaçların, aniden bırakılması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle düzenli ve yoğun kullanım söz konusuysa bırakma süreci hekim değerlendirmesi olmadan yürütülmemelidir.
Üniversite Öğrencilerinde Görülebilecek Uyarı İşaretleri
Üniversite öğrencilerinde madde kullanımıyla ilgili bir güçlük aşağıdaki değişikliklerle kendini gösterebilir:
• Derslere devamın azalması,
• Akademik performansta belirgin düşüş,
• Sınav veya ödev sorumluluklarının sık sık aksaması,
• Uyku düzeninin önemli ölçüde değişmesi,
• Para ihtiyacının artması veya açıklanamayan harcamalar,
• Önceki arkadaş çevresinden uzaklaşma,
• Yeni ve riskli sosyal ortamlara yönelme,
• Ani duygu ve davranış değişiklikleri,
• Gizliliğin belirgin biçimde artması,
• Sık sık yalan söyleme veya kullanımın miktarını gizleme,
• Fiziksel görünüm ve öz bakımda belirgin değişiklikler,
• Derslere veya etkinliklere madde etkisinde katılma,
• Yaralanma, kaza veya hukuki sorunlar yaşama,
• Maddenin etkisinden kurtulmak için uzun süreye ihtiyaç duyma.
Bu belirtilerin farklı nedenleri de olabilir. Bu nedenle kişiyi suçlamak veya doğrudan bağımlı olarak etiketlemek yerine açık, sakin ve yargılamayan bir görüşme yapılması daha uygundur.
Madde Kullanımının Olası Sonuçları
Madde kullanımının sonuçları kullanılan maddenin türüne ve kullanım biçimine göre değişebilir.
Fiziksel Sonuçlar
• Zehirlenme ve doz aşımı,
• Bilinç kaybı,
• Solunumun yavaşlaması veya durması,
• Kalp ve damar sorunları,
• Karaciğer ve böbrek hasarı,
• Uyku ve beslenme düzeninin bozulması,
• Enfeksiyon riski,
• Yaralanma ve kazalar,
• Var olan hastalıkların ağırlaşması.
Psikolojik Sonuçlar
• Kaygı ve panik belirtileri,
• Duygudurum değişiklikleri,
• Depresif belirtiler,
• Dikkat ve bellek sorunları,
• Öfke ve dürtü kontrolünde güçlük,
• Kuşkuculuk,
• Gerçeklik değerlendirmesinde bozulma,
• Madde kullanma isteğinin giderek güçlenmesi.
Akademik ve Sosyal Sonuçlar
• Ders başarısında düşüş,
• Devamsızlık,
• Eğitimden uzaklaşma,
• Arkadaşlık ve aile ilişkilerinde bozulma,
• Maddi sorunlar,
• İş ve staj fırsatlarının kaybı,
• Hukuki güçlükler,
• Şiddet ve kazalara maruz kalma riskinin artması.
Belirli bir sonucun her madde kullanan kişide ortaya çıkacağı söylenemez. Ancak kullanımın sıklaşması, miktarın artması, maddelerin birlikte kullanılması ve kullanımın genç yaşta başlaması riskleri artırabilir.
Birden Fazla Maddenin Birlikte Kullanılması
Farklı maddelerin birlikte kullanılması etkilerin yalnızca toplanmasına değil, öngörülemeyen ve daha ağır sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Özellikle alkolün opioidler, sakinleştirici ilaçlar veya uyku ilaçlarıyla birlikte kullanılması solunumun tehlikeli düzeyde yavaşlaması ve bilinç kaybı riskini artırabilir.
Uyarıcı bir maddeyle baskılayıcı bir maddenin birlikte kullanılması, maddelerin birbirini güvenli biçimde dengelemesini sağlamaz. Kişi kendisini daha ayık hissedebilir ancak toksik etkiler ve doz aşımı riski devam edebilir.
Reçeteli ilaçlar da hekim veya eczacıya danışılmadan alkol ya da başka maddelerle birlikte kullanılmamalıdır.
Doz Aşımı ve Acil Durum Belirtileri
Aşağıdaki durumlardan biri varsa olay acil sağlık durumu olarak değerlendirilmelidir:
• Kişinin uyandırılamaması,
• Bilincinin kapalı veya belirgin biçimde bulanık olması,
• Solunumun çok yavaş, düzensiz veya durmuş olması,
• Dudaklarda ya da tırnaklarda morarma,
• Şiddetli göğüs ağrısı,
• Nöbet geçirme,
• Aşırı ajitasyon veya saldırganlık,
• Gerçeklikle bağlantının belirgin biçimde bozulması,
• Yüksek ateş ve bilinç değişikliği,
• Tekrarlayan kusma,
• Maddenin türünün veya miktarının bilinmemesi,
• Kendine ya da başkasına zarar verme tehlikesi.
Bu durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Kişi yalnız bırakılmamalı ve “uyuyarak geçmesini” beklemekle yetinilmemelidir. Kusturmaya çalışılmamalı, soğuk duşa sokulmamalı, kahve veya başka bir madde verilmemelidir. Sağlık ekibine mümkün olduğunca hangi maddenin, ne zaman ve ne miktarda kullanıldığı bildirilmelidir.
Bağımlılıkla Mücadele
Bağımlılıkla mücadele yalnızca maddeyi bırakma kararından ibaret değildir. Kullanımın fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutlarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Bağımlılık tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Tedaviyle kişinin madde kullanımını bırakması veya azaltması, sağlık durumunu iyileştirmesi, ilişkilerini ve yaşam düzenini yeniden yapılandırması mümkündür. İyileşme herkes için aynı biçimde ilerlemeyebilir ve zaman içerisinde destek gerektirebilir. Dünya Sağlık Örgütü ve NIDA, madde kullanım bozukluklarının kanıta dayalı sağlık hizmetleriyle ele alınması gerektiğini belirtmektedir.
Sorunu Fark Etmek
Değişimin ilk adımlarından biri, kullanımın yaşam üzerindeki etkilerini dürüst biçimde değerlendirmektir.
Kişi kendisine şu soruları yöneltebilir:
• Madde kullanımım son dönemde arttı mı?
• Planladığımdan daha fazla kullanıyor muyum?
• Azaltmayı veya bırakmayı deneyip başaramadığım oldu mu?
• Kullanmadığım zaman yoğun istek veya rahatsızlık yaşıyor muyum?
• Kullanımım derslerimi, işimi veya ilişkilerimi etkiliyor mu?
• Kullanımı çevremden gizliyor muyum?
• Madde kullanabilmek için bahaneler üretiyor muyum?
• Sağlık sorunları yaşadığım hâlde kullanmaya devam ediyor muyum?
• Madde etkisindeyken riskli davranışlarda bulunuyor muyum?
• Daha önce önem verdiğim etkinliklerden uzaklaştım mı?
Bu sorulardan bazılarına “evet” yanıtı verilmesi kişinin kendi kendine tanı koyması gerektiği anlamına gelmez. Ancak uzman değerlendirmesine başvurmanın yararlı olabileceğini gösterebilir.
Profesyonel Değerlendirme Almak
Madde kullanım bozukluklarında uygulanacak yaklaşım kullanılan maddenin türüne, kullanım düzeyine, fiziksel sağlık durumuna, eşlik eden ruhsal sorunlara ve kişinin sosyal koşullarına göre değişir.
Profesyonel değerlendirmede şu alanlar ele alınabilir:
• Kullanılan maddeler,
• Kullanım sıklığı ve miktarı,
• Son kullanım zamanı,
• Yoksunluk ve doz aşımı öyküsü,
• Fiziksel ve ruhsal sağlık,
• Kullanılan ilaçlar,
• Aile ve sosyal destek,
• Akademik veya mesleki işlevsellik,
• Kendine zarar verme riski,
• Tedaviye ilişkin beklentiler.
Tedavi planı kişiye özgü olmalıdır. Tek bir yöntem herkes için uygun değildir.
Tedavi Yöntemleri
Madde kullanım bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki yaklaşımlardan biri veya birkaçı kullanılabilir:
• Tıbbi değerlendirme ve izlem,
• Yoksunluk belirtilerinin güvenli biçimde yönetilmesi,
• Bireysel psikoterapi,
• Bilişsel davranışçı müdahaleler,
• Motivasyonel görüşme,
• Grup çalışmaları,
• Aile danışmanlığı,
• Sosyal hizmet desteği,
• Eşlik eden ruhsal sorunların tedavisi,
• Bazı madde kullanım bozukluklarında hekim tarafından düzenlenen ilaç tedavisi,
• Nüksü önleme ve uzun süreli iyileşme desteği.
Özellikle opioid ve alkol kullanım bozukluklarında bazı ilaç tedavileri etkili olabilir. İlaç seçimi ve kullanımı yalnızca hekim değerlendirmesiyle yapılmalıdır. Kanıta dayalı tedavi, psikososyal destek ile gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesini içerebilir.
Maddeyi Kendi Başına Aniden Bırakmak Güvenli midir?
Her zaman güvenli değildir. Özellikle uzun süreli ve yoğun alkol, sakinleştirici veya uyku ilacı kullanımının aniden bırakılması ciddi yoksunluk belirtilerine, nöbete ve başka tıbbi sorunlara yol açabilir.
Düzenli veya yoğun kullanım varsa bırakma planı bir hekimle birlikte oluşturulmalıdır. Kişinin daha önce ağır yoksunluk, nöbet, bilinç kaybı veya doz aşımı öyküsü bulunuyorsa tıbbi değerlendirme özellikle önemlidir.
Değişim İçin Bir Plan Oluşturmak
Kişinin uzman desteğiyle aşağıdaki konuları içeren bir plan oluşturması yararlı olabilir:
• Kullanmayı azaltma veya bırakma hedefi,
• Tedavi ve danışmanlık randevuları,
• Kullanımı tetikleyen durumlar,
• Maddeye erişimi azaltma yolları,
• Güvenilir destek kişileri,
• Kriz durumunda aranacak kişiler ve kurumlar,
• Madde kullanımının yerine konulabilecek sağlıklı etkinlikler,
• Uyku, beslenme ve günlük rutin,
• Tekrar kullanım durumunda izlenecek adımlar.
Hedeflerin açık, gerçekçi ve kişinin hazır oluş düzeyine uygun olması önemlidir.
Tetikleyicileri Fark Etmek
Tetikleyici; madde kullanma isteğini artıran içsel veya dışsal durumları ifade eder.
Dışsal Tetikleyiciler
• Madde kullanılan ortamlar,
• Birlikte kullanım yapılan kişiler,
• Belirli müzikler veya mekânlar,
• Maddeye kolay erişim,
• Kutlama veya eğlence ortamları,
• Para elde edilen günler.
İçsel Tetikleyiciler
• Kaygı,
• Öfke,
• Yalnızlık,
• Sıkıntı,
• Utanç,
• Uykusuzluk,
• Başarısızlık hissi,
• Madde kullanma düşüncesi,
• Fiziksel ağrı.
Tetikleyicileri belirlemek, kişinin bunlardan tamamen kaçınması gerektiği anlamına gelmez. Ancak iyileşmenin özellikle ilk dönemlerinde yüksek riskli ortamları sınırlandırmak ve alternatif başa çıkma yöntemleri geliştirmek yararlı olabilir.
Madde Kullanma İsteğiyle Baş Etmek
Madde kullanma isteği yoğun olabilir ancak çoğu zaman sürekli aynı şiddette kalmaz. İstek geldiğinde şu adımlar uygulanabilir:
• Karar vermeyi ertelemek ve belirli bir süre beklemek,
• Bulunulan yüksek riskli ortamdan uzaklaşmak,
• Güvenilen bir kişiyi aramak,
• Tedavi ekibiyle iletişim kurmak,
• Dikkati kısa süreli başka bir etkinliğe yöneltmek,
• Kullanımın kısa ve uzun vadeli sonuçlarını hatırlamak,
• İsteğin bedende ve zihinde oluşturduğu değişiklikleri yargılamadan gözlemlemek,
• Maddeye erişimi zorlaştırmak.
Bu yöntemler profesyonel tedavinin yerine geçmez; tedavi planının parçası olarak kullanılabilir.
Tekrar Kullanım Yaşanması
Bağımlılıktan iyileşme sürecinde bazı kişiler tekrar kullanım yaşayabilir. Tekrar kullanım, tedavinin tamamen başarısız olduğu veya kişinin hiçbir zaman iyileşemeyeceği anlamına gelmez. Ancak ciddi bir risk işaretidir ve tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
Tekrar kullanım sonrasında:
• Kullanıma devam etmek yerine mümkün olduğunca erken destek alınmalı,
• Tedavi ekibine durum dürüst biçimde aktarılmalı,
• Tekrar kullanımı tetikleyen koşullar incelenmeli,
• Doz aşımı riskine dikkat edilmeli,
• Kişi suçlanmamalı veya aşağılanmamalıdır.
Bir süre madde kullanmayan kişinin toleransı azalabilir. Daha önce kullandığı miktara yeniden dönmesi doz aşımı riskini artırabilir. Bu nedenle tekrar kullanım özellikle tehlikeli olabilir.
Aile ve Yakınlar Nasıl Yaklaşmalıdır?
Madde kullanımıyla ilgili sorun yaşayan bir yakına destek olmak zorlayıcı olabilir. Aile üyeleri hem kişiyi desteklemek hem de kendi sınırlarını korumak durumundadır.
Uygun Yaklaşım
• Konuşmak için kişinin madde etkisinde olmadığı sakin bir zamanı seçmek,
• Suçlayıcı olmayan bir dil kullanmak,
• Gözlemlenen somut davranışlardan söz etmek,
• Kaygıyı açık biçimde ifade etmek,
• Dinlemek,
• Profesyonel destek seçeneklerini araştırmak,
• Randevu alma veya merkeze ulaşma konusunda yardımcı olmak,
• Kişinin tedavi sorumluluğunu tamamen üstlenmemek,
• Aile olarak da danışmanlık almak.
Örneğin:
“Son haftalarda derslere gitmediğini ve birkaç kez bilinçli konuşmakta zorlandığını gördüm. Sağlığın için endişeleniyorum. Bir uzmandan destek almamızın önemli olduğunu düşünüyorum.”
biçiminde somut ve yargılamayan bir ifade kullanılabilir.
Kaçınılması Gereken Yaklaşımlar
• Kişiyi aşağılamak veya tehdit etmek,
• “İstersen hemen bırakırsın” demek,
• Bütün sorunu irade eksikliğiyle açıklamak,
• Her davranışını sürekli kontrol etmek,
• Kullanımın sonuçlarını gizlemek,
• Borçlarını sürekli ödeyerek kullanımın sürmesini kolaylaştırmak,
• Madde etkisindeyken tartışmaya girmek,
• Uzman yardımı olmadan zorla madde bıraktırmaya çalışmak,
• Aile içinde şiddet kullanmak.
Kişi henüz yardım almaya hazır olmasa bile aile üyeleri bağımlılık alanında çalışan merkezlerden kendileri için danışmanlık alabilir. YEDAM, madde kullanımıyla ilgili sorun yaşayan bireylerin yanı sıra yakınlarına da ücretsiz psikososyal destek sunmaktadır.
Madde Kullanımından Korunma Yolları
Korunma yalnızca maddelerin zararlarını anlatmak veya kişileri korkutmakla sınırlı değildir. Etkili korunma; bireysel becerileri, aile ilişkilerini, eğitim ortamını ve toplumsal koşulları birlikte ele alır.
UNODC ve Dünya Sağlık Örgütünün uluslararası standartları, etkili korunma çalışmalarının gelişim dönemine uygun, bilimsel kanıta dayalı ve birden fazla yaşam alanını kapsayan yaklaşımlara dayanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Doğru ve Güvenilir Bilgi Edinmek
Madde kullanımına ilişkin bilgiler sosyal medya, arkadaş çevresi veya kullanıcı deneyimleri üzerinden edinildiğinde eksik ya da yanıltıcı olabilir.
Özellikle şu tür ifadeler güvenilir kabul edilmemelidir:
• “Doğal olduğu için zararsızdır.”
• “Bir kez kullanmakla hiçbir şey olmaz.”
• “Herkes kullanıyor.”
• “İstediğim zaman bırakabilirim.”
• “Bu ilaç reçeteli olduğu için güvenlidir.”
• “İki madde birbirinin etkisini dengeler.”
• “Ders çalışmayı kesin olarak kolaylaştırır.”
Bilgi edinirken sağlık kuruluşları, üniversitelerin sağlık birimleri ve bilimsel kamu sağlığı kaynakları kullanılmalıdır.
Madde Kullanmayı Reddetme Becerisi
Madde teklif edildiğinde uzun açıklamalar yapmak zorunda değilsiniz. Açık ve kısa bir yanıt yeterli olabilir:
• “Hayır, kullanmıyorum.”
• “İstemiyorum.”
• “Bu bana uygun değil.”
• “Ben almayacağım.”
• “Beni bu konuda zorlamayın.”
Kişi teklifin devam ettiği ortamdan ayrılabilir, güvendiği bir arkadaşının yanına geçebilir veya ulaşım planını önceden oluşturabilir.
Israr, küçümseme veya dışlanma tehdidi içeren bir teklif sağlıklı arkadaşlık davranışı değildir.
Akran Baskısını Fark Etmek
Akran baskısı her zaman açık bir zorlama biçiminde gerçekleşmez. Bazen şaka, küçümseme, gruptan dışlama tehdidi veya “herkes yapıyor” söylemiyle ortaya çıkabilir.
Kişinin bir gruba ait olabilmek için istemediği davranışlarda bulunması gerekmez. Sınırlarına saygı gösteren ilişkiler kurmak önemli bir koruyucu etkendir.
Sağlıklı Baş Etme Becerileri Geliştirmek
Kaygı, yalnızlık, üzüntü veya yoğun stresle baş etmek amacıyla madde kullanmak kısa süreli rahatlama sağlayabilir; ancak zamanla duygularla baş etme kapasitesini azaltabilir.
Bunun yerine:
• Güvenilen biriyle konuşmak,
• Fiziksel etkinlik yapmak,
• Sorunları küçük adımlara ayırmak,
• Uyku düzenini desteklemek,
• Gevşeme ve dikkat düzenleme tekniklerinden yararlanmak,
• Üniversitenin psikolojik danışmanlık hizmetlerine başvurmak,
• Gerektiğinde psikiyatri veya psikoterapi desteği almak
daha işlevsel seçeneklerdir.
Reçeteli İlaçları Güvenli Kullanmak
Bir ilaç yalnızca reçeteyle verildiği için her koşulda güvenli değildir.
Reçeteli ilaçlar:
• Yalnızca reçete edilen kişi tarafından,
• Önerilen dozda,
• Önerilen süre boyunca,
• Hekimin belirttiği biçimde
kullanılmalıdır.
İlaçlar başkalarıyla paylaşılmamalı, başkasına ait ilaçlar kullanılmamalı ve etkisini artırmak amacıyla doz değiştirilmemelidir. Alkol veya başka maddelerle birlikte kullanım konusunda hekim ya da eczacıya danışılmalıdır.
Sosyal Çevreyi Değerlendirmek
Kişinin sürekli madde teklif edilen, kullanımın normalleştirildiği veya kullanmamanın küçümsendiği ortamlarda bulunması riski artırabilir.
Bu tür ortamlardan uzaklaşmak arkadaşları terk etmek veya sosyal yaşamdan bütünüyle çekilmek anlamına gelmez. Kişinin sınırlarına saygı gösteren, sağlıklı etkinlikleri destekleyen ve madde kullanmama kararını kabul eden ilişkiler kurması önemlidir.
Planlı ve Anlamlı Bir Yaşam Düzeni Oluşturmak
Boş zamanın yapılandırılması, sosyal aidiyet ve anlamlı etkinliklere katılım koruyucu olabilir.
Öğrenciler:
• Spor ve sanat etkinliklerine,
• Öğrenci kulüplerine,
• Gönüllülük çalışmalarına,
• Akademik çalışma gruplarına,
• Mesleki gelişim programlarına,
• Sağlıklı sosyal etkinliklere
katılarak destekleyici sosyal ilişkiler geliştirebilir.
Bu etkinlikler tek başına bağımlılığı önleyen kesin çözümler değildir ancak sosyal bağ, aidiyet ve sağlıklı başa çıkma kaynaklarını güçlendirebilir.
Ruhsal Güçlüklerde Erken Yardım Almak
Kaygı, depresyon, travma, yoğun yalnızlık veya uyku sorunları yaşayan bazı kişiler maddeleri kendi kendini rahatlatma aracı olarak kullanabilir. Bu durum belirtileri geçici olarak azaltıyor gibi görünse de uzun vadede ruhsal sorunları ağırlaştırabilir.
Ruhsal güçlükler günlük yaşamı etkiliyorsa madde kullanımına yönelmeden önce psikolojik veya tıbbi destek alınmalıdır. Ruhsal sorunlar ile madde kullanım bozuklukları birlikte bulunabilir ve her iki alanın da değerlendirilmesi gerekebilir.
Kullanımı Gizlememek ve Erken Destek Almak
Kullanımın kontrol edilmesi güçleşmeden önce destek istemek önemlidir. Yardım almak için kişinin “dibe vurmasını”, ciddi bir sağlık sorunu yaşamasını veya bağımlılık düzeyine ulaşmasını beklemek gerekmez.
Aşağıdaki durumlarda erken danışmanlık alınabilir:
• Kullanımın sıklığında artış,
• Kullanım miktarının gizlenmesi,
• Madde kullanmadan sosyal ortama katılamama,
• Derslerin veya işin etkilenmeye başlaması,
• Bırakma düşüncesinin bulunmasına rağmen erteleme,
• Aile veya arkadaşların endişelerini ifade etmesi,
• Riskli durumlarda kullanım,
• Madde kullanma isteğinin giderek güçlenmesi.
Üniversitelerin Koruyucu Rolü
Üniversitelerde etkili korunma çalışmaları yalnızca öğrencilere madde kullanımının zararlarını anlatmakla sınırlı olmamalıdır.
Kurumsal çalışmalar şu alanları kapsayabilir:
• Bilimsel ve damgalamayan bilgilendirme,
• Öğrencilerin psikolojik danışmanlık hizmetlerine kolay erişimi,
• Gizliliğin korunması,
• Erken tarama ve yönlendirme,
• Akademik ve sosyal destek,
• Sağlıklı kampüs etkinlikleri,
• Kriz ve acil durum protokolleri,
• Personelin risk belirtilerini tanıma konusunda eğitilmesi,
• Bağımlılık alanında çalışan sağlık kuruluşlarıyla iş birliği,
• Tedavi sonrasında eğitim yaşamına dönüşün desteklenmesi.
Cezalandırma korkusunun yardım aramayı engellememesine ve öğrencilerin güvenli biçimde destek alabilmesine dikkat edilmelidir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?
Aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı bulunuyorsa bağımlılık alanında çalışan bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir:
• Madde kullanımının kontrol edilmesinde güçlük yaşanması,
• Azaltma veya bırakma girişimlerinin başarısız olması,
• Tolerans veya yoksunluk belirtilerinin bulunması,
• Akademik, mesleki veya sosyal işlevselliğin etkilenmesi,
• Madde nedeniyle kaza, yaralanma veya hukuki sorun yaşanması,
• Fiziksel ya da ruhsal sorunlara rağmen kullanıma devam edilmesi,
• Birden fazla maddenin birlikte kullanılması,
• Madde etkisindeyken riskli davranışlarda bulunulması,
• Kullanımı sürdürebilmek için yalan söyleme veya gizleme davranışlarının artması,
• Madde kullanımına depresyon, kaygı, gerçeklik değerlendirmesinde bozulma veya kendine zarar verme düşüncelerinin eşlik etmesi,
• Daha önce doz aşımı yaşanması,
• Maddenin bırakılması sırasında ciddi yoksunluk belirtileri ortaya çıkması.
Türkiye’de Destek Kaynakları
Madde kullanımıyla ilgili sorun yaşayan kişiler ve yakınları, Türkiye genelinde 115 YEDAM Danışma Hattı üzerinden Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine ulaşabilir. YEDAM; madde, alkol ve tütün kullanımıyla ilgili sorunlarda bireylere ve ailelerine ücretsiz psikososyal danışmanlık ve yönlendirme hizmeti sunmaktadır. Güncel Yeşilay bilgilerine göre YEDAM hizmetleri Türkiye’nin 81 ilinde bulunmaktadır.
Tıbbi değerlendirme ve tedavi için psikiyatri kliniklerine, bağımlılık tedavi merkezlerine ve AMATEM birimlerine başvurulabilir.
Bilinç kaybı, solunum güçlüğü, nöbet, doz aşımı şüphesi, ağır zehirlenme, şiddet riski veya kendine zarar verme tehlikesi varsa 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
ÖZETLE
Madde kullanımı ve bağımlılık; yalnızca kullanılan maddeyle değil, kişinin sağlık durumu, yaşam koşulları, ilişkileri ve sosyal çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu durumlardır.
Her madde kullanımı bağımlılık anlamına gelmez. Ancak kullanımın kontrol edilmesinin zorlaşması, yaşamın madde çevresinde düzenlenmesi ve zararlara rağmen devam edilmesi profesyonel değerlendirme gerektirebilir.
Bağımlılık tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Kişiyi suçlamak ve dışlamak yerine erken yardım aramayı, güvenli tedaviye erişimi ve uzun süreli iyileşmeyi desteklemek gerekir. Tedavi yalnızca maddeyi bırakmayı değil; fiziksel ve ruhsal sağlığın, ilişkilerin, eğitim veya çalışma yaşamının ve sosyal işlevselliğin yeniden güçlendirilmesini de kapsar.
Korunmanın en etkili yolu yalnızca “hayır” demek değildir. Doğru bilgiye ulaşmak, sağlıklı başa çıkma becerileri geliştirmek, destekleyici ilişkiler kurmak, reçeteli ilaçları güvenli kullanmak ve sorunlar ağırlaşmadan yardım almak korunmanın temel bileşenleri arasındadır.
Hızlı Erişim